Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

27 Kasım 2014 Perşembe

İzledim "The White Queen"

Merhaba!
İzlesem mi, izlemessem mi diye kendimle çeliştiğim ilk 3 bölümü acayip sıkıcı olan dizi sonunda bitti, dizi biterken güzelleşti resmen ☺
Cnbc-e'de yayınlanmayan başladığı zaman keşfettim 'The White Queen'i' aman aman bir dizi değildi ama gideri de vardı. 
Kısaca konusu ise;
İngiltere'de 1455-1486 yılları arasında geçen 'güller savaşı' olarak adlandırılan dönemi anlatıyor.
Lancaster ve York hanedanları taht kavgalarına başlamış, yok sen kral olacan yok ben kral olacağım diye birbirlerini yemeye başlamışlardır. O sırada tahtta Lancaster hanedanında IV.Henry vardır ama Henry zayıftır ve karısı olan Margeret de Anjou'nun stratejileriyle hareket etmektedir.Halka yüksek vergi uygulanmaları, yüzyıl savaşını kaybetmelerinin de etkisiyle ve York yanlıları ayaklanmaya başlamıştır.
Çok uzattım yaa..., Henry delirmiş sonra yerine York hanedanından IV. Edward tahta geçmiş aman sonra olaylar olaylar offff yaa... yazının devamında yazayım diğer olayları hatta bu kadar yazmaya ne gerek var ki sadece şöyle yazsaydım, IV.Edward savaştan dönerken bu beyaz kraliçe ölen  kocasının topraklarını almak için bu Edward'ı yolda sıkıştırır aman kralım diye diye kralı ayartır.
Şirret işte buldu yağlı kapıyı ayarladı hemen evlendi ve kraliçe oldu.
Daha sonra ki olaylarda ise kralın kardeşleri ve Lancaster ile şavaşları anlatılıyor.
Tabii ki entrika, büyü, şirretlik oooo her şey var.
Ama önce karakterleri tanıyalım;


the white queen
 O kadar uyuz bir kadın ki hiç sevmedim, tek yapacağı hatta yaptığı şey  büyü.
Anasının da desteğiyle maşallah bağlama, öldürme,fırtına çıkarma konusunda
oldukça marifetli. Kızzzz beyaz kraliçe şu büyü olaylarını bana da öğreteydin iyiydi ☺
Çok güçlü bir kraliçe havası çizecekmiş gibi görünüyor ama esamesi bile okunmuyor.
Tudors izleyenler bilir kraliçelerin bir ihtişamı olurdu, Anne Boleyn ahhh ahhh Anne sen ne kadındın beee...  senin büyük kaynanan hiç senin gibi değilmiş bak.  Bu kadın için çok güzel diye yorumlar okudum, bence güzel değil.
Ön dişleri de bariz yapma ve acayip fark ediliyor. 
Saraya gelir gelmez hiç sevilmiyor, alt tabakadan olduğu için krala layık görülmüyor.
Ahhh Elizabeth köylüsün bebeğim öyle de kalacaksın ☺
 Rebecca Ferguson aslen İsveçliymiş. Saçları rol için sarıya boyanmış. Eeee.. zaten sarı değilmiymiş :) 
Oyunculuğu da ehh işte diyebiliriz. Telaşlı haliyle korku hali aynı hiçbir fark yok.
White Queen diye anılmasının sebebi ise York hanedanının simgesinin beyaz gül olması.


the white queen
Buda York hanedanından Kral Edward.
White Queen'in yakışıklı kocişi ☺
Kardeşleriyle aslında sadece bir kardeşiyle ve kuzeniyle arası uzunca bir süre kötü oluyor.
Kuzeni Warwick kraliçeyi hiç istemiyor, kardeşi George da Warwick'e katılınca savaştan savaşa koşuyor. İstediği şey Lancaster ve York'ları birleştirmek.


the white queen
York hanedanından Kont Warwick.
Bu adam kraliçeye olan düşmanlığı ile kendini yedi bitirdi.
İzleyince göreceksiniz.

the white queen
Yakışıklı George ahhhhhhh
Ağabeyine düşmanlığı ve kral olma hırsı mahvetti bunu da.
Tahmin edeceğiniz üzere sonu pek iyi olmadı.


the white queen
Ayyy en küçük kardeş en yakışıklı ama sapık çıktı :/
Ağabeyi ölünce karısı Anne Neville'in (Warwick'in kızı) gazıyla ağabeyinin çocuklarını
kenara itip kendini kral ilan etti Richard. İyi oldu sana yaptığın şeyden sonra sapık uyuz.


the white queen
Warwick'in küçük kızı Anne.
O kadar uyuz ki anlatamam.
Hem oyuncu uyuz hem karakter uyuz. Çocuk gibi bir oyuncu, sesi bir tuhaf.
Bu oyuncu bu karaktere olmamış. 


the white queen
Lancaster hanedanından Margaret Beaufort kocası yani  Henry Tudor'un babası ölmüş,
sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kalmış. 
Tek amacı  taht sırasında olan oğlunun kral olması.
Çok dindar bir kadın, hırslı ve gudubet. Hehhhh buldum bu karaktere uyacak tek sıfat gudubet.
İkinci kocası da ölünce üçüncüye evlenip saraya geliyor, Elizabeth'e yakınlık kuruyor ve entrikalara başlıyor.


Kısaca karakterler bu şekilde, yazının da başında dediğim gibi izlesem mi izlemessem mi dedim ama izledikçe merak duygumu uyandıran bir dizi oldu. Özellikle Tudors'u bayıla bayıla izleyenler için kronolojik bilgi vermek isterim. The White Queen Tudors'dan  önceki dönemi anlatıyor. Örnek Margeret Beafort'un oğlu Henry Tudor  VIII. Henry'nin babası ve dizide küçük bir çocuk olarak izliyoruz. Döneme Güller savaşı denmesinin sebebi ise Lancaster hanedanının simgesinin Kırmızı Gül, York hanedanının simgesinin ise Beyaz Gül olması. 
Bu gereksiz bilgilerden sıyrılmayı başarırsam eğer, çok güçlü bir yapım değildi zaten 1. sezon sonu 2. sezon siparişi alamayarak iptal edilmiş. Tam da bitmesi gereken yerde bittiği için iptal olması iyi bile olmuş.
Hatta bana çok uzattılar gibi geldi 6 bölümde bitmeliydi. İddalı değildi ama işin içine büyü, kim kral olacak diye merak uyandırması, Tudors'lar tarih sahnesine nasıl çıkmış diye merak edenlerin izleyebileceği bir dizi olmuş. Dizi Philippa  Gregory'nin romanından uyarlanmış.
Tarihe dayalı kurgu sevenler, İngiltere'de neler olmuş, şirret karılar ne işler çevirmiş diye merak edenler için izlenebilir gideri olan bir dizi olmuş. Yalnız sıkılabilirsiniz ilk bölümler ölümüne sıkıcı.
Daha ne yazabilirim? Unuttum o nedenle yazımı burada sonlandırıyorum.

Wikipedia'ya teşekkür eder, yorumlarınızı beklerim ☺

Takipte kalın!


2 yorum:

  1. Bloğumdakı yenı yıl hedıyelesme etkınlığıne beklerım

    YanıtlaSil
  2. Tatlimmm sevgili arkadasim derin ile birlikte 8 Mart icin blog uzerinden bir etkinlik duzenledik.Adi blog kesfi,amaci yeni bloggerlari takip etmek :)) Seni ve bu yaziyi okuyan herkesi davet ediyorum :)
    http://izmirleydisi.blogspot.com.tr/2015/03/8-mart-blogger-bulusmas-8-march.html?showComment=1425242338879#c5784919680860620048

    YanıtlaSil

yorumlarınız benim için çok önemli :) yorum yapan herkeseee kocamannn teşekkür :)) Blogunuz yoksa ya da gmail adresiniz "yorumlama biçimi" kısmından "adı/url" yazan seçeneği seçin adınızı yazın, url kısmını boş bırakın yorumunuzu yazıp yayınlayın. Yorumlarınız denetimden geçtikten yayınlanacaktır.